Amedspor’un İlacı BİRLİK

0
824

Küme düşme potasına giren takımlarda ciddi bir kaotik ortam oluşur. Bu kaotik ortamda yönetim, taraftar, oyuncu grubu ve teknik ekip farklı kombinasyonlarla karşı karşıya gelir. Başarısızlığın arttığı, hedefin yönetime çevrildiği durumlarda fatura genelde en zayıf halka olan teknik direktörlere kesilir. Çünkü kulübün gerçek sahipleri olan taraftarlar yerleri değişmez tek unsurken, seçimle gelen yönetimler taraftardan sonra yerleri en kuvvetli yapılardır. Başarısız yönetilen kulüplerde yönetimler bu noktada kendilerine yöneltilen eleştirileri kabullenmez; özeleştiri noktasındaki eksiklerini içerler ve bu birikmişlik de takıma olumsuz bir enerjiyle yansır. Nice köklü kulüplerin son bulma hikayeleri de bu saydığımız sorunlara dayanmaktadır.

Nitekim Amedspor da zorlu bir süreçten geçmektedir. Zorlu derken sadece sportif başarısızlıktan bahsetmek yanlış olur. Bahsettiğimiz taraftar, yönetim, oyuncu ve teknik ekip kadrosunun sürekli karşı karşıya gelmesi, kendi içindeki uyumsuzluk sportif başarısızlığın temelini oluşturuyor. Normalde başarısız olan kulüplerde bu çatışmalar olurken; Amedspor da uyumsuzluktan kaynaklı bir başarısızlık söz konusu. Taraftar gruplarının 3-4 parçaya bölünmesi, gruplar dışındaki taraftarlarda da ister istemez bir heyecan kaybına yol açmakta.

Başarıya endeksli taraftar kitlelerinin kötü giden takıma köstek olması da ayrı bir konu! Yanlış anlaşılmasın, taraftar grubu sayısının çok olması iyi bir durumdur. Her büyük takımın çok sayıda taraftarı ve grubu elbette olacaktır. Fakat bu grupların oluşma şekli ayrılıklar, çatışmalar sonucunda değilde farklılıkların bir arada olmasıyla oluşabilseydi daha sağlıklı olabilirdi. Sonuç olarak böylesi zor bir süreçte yek vücut olan tribünün parçalara ayrılması halkanın en güçlü kolu olan taraftar boyutunu etkisiz hale getiriyor. Bu konuda taraftar gruplarımızın kendi aralarında yeni değerlendirmeler yaparak, bu zorlu süreçte Amedspor menfaatleri doğrultusunda hareket edeceklerine olan inancım tamdır.

İkinci boyut ta, yönetimsel hataların kamuoyunda fazlaca tartışılması. Kurumsal kollektif yönetimlerin olduğu her yerde hatalar olur, oluyor, olacaktır. Amedspor gibi bir kurumda bu hataların minumum seviyede olmasını beklemek her sporseverin en tabiî hakkıdır. Fakat bu hak dediğimiz kavramın yanlış yorumlanmasından kaynaklı eleştiriler amacından sapabiliyor, saptırılabiliniyor. Sosyal medyadan bazen bir linç kampanyasına varacak düzeyde ifadeler kullanılıyor. Bunun bir dozajı ve etik boyutu vardır. Nitekim başarısız bir yönetim olsa dahi bazen ağzımızdan çıkacak kelimelerin kulübün temellerine zarar verecek boyutlara ulaştığını da bilmemiz lazım. Amedspor da görev almış her yöneticinin, her bireyin bu kulübe bilerek zarar verme ihtimali yoktur. Olmayacaktır da. Öncelikle herkesin buna inanması ve bu niyetle yaklaşması gerekiyor. Yapılan doğrular icin tebrik edinilmesi gerektiği gibi, eleştiri konusu da yer geldiğinde yapılacaktır. Ama bu kulübe zarar verecek noktaya ulaşmışsa bu tür davranışları da kabullenmek mümkün olmayacaktır. Evet ciddi hatalar olmuştur, sürecin ilerlemesinde bazı aksaklıklar meydana gelmiştir ama önceliği Amedspor olan her bireyin egosunu bir kenara bırakması bir zorunluluktur. Bir hata varsa bunun bir daha tekrarlanmaması için bu erdemi de göstermek gerekmektedir. Bu tür hataların en aza inebilmesi için Amedspor yönetiminde yer alan yöneticilerimizin kendi aralarındaki istişare ve iletişimleri yüksek düzeyde tutmaları elzem bir durumdur.

Eski yönetim – yeni yönetim tabirlerden, ayrımlara yol açacak ifadelerden uzak durulmalı hatta artık kullanılmamalıdır. Amedspor’a hizmet veren, vermiş, verecek olan her birey bu takım için değerlidir. Ama mecvut konumda görev alan, Amedspor etiketini temsil eden her kişi, başarısız sportif müsabakaların ardından hakemleri, TFF’yi, eski yönetimleri, ekonomik nedenleri, rakip takımların ırkçı tutumlarını, basın mensuplarını gerekçe olarak göstermekten vazgeçmelidir. Kulübü hedef yapabilecek saha dışı olay ve söylemlerden uzak durmalıdır. Çünkü Amedspor’u değerli kılan bütün zorluklarla mücadele edebilme cesaretini gösterip, bu alanda temsili kendi bünyesinde toplamasıdır. Kısacası isminin değerini boşaltacak ifadelerden uzak durulmalıdır. Bu tür zorluklar elbette her daim olacaktır. Önemli olan bu zorlukları taşıyabilecek erdemi göstermektir.

Üçüncü boyut ta, oyuncuların üzerindeki başarısızlık ve küme düşme baskısı. Bu baskıyı taraftar, medya, yönetim birlikte oluşturur. Burada şunu düşünmeliyiz: Sahada oynayan sporcu arkadaşlarımızın da bizler gibi insan oldukları, bu tür psikolojik faktörlerin onlar üzerinde baskı oluşturup başarısızlığa kapı açtığını unutmamak lazım. Kadro dar olabilir, yönetimsel/teknik aksaklıklardan yetersiz oluşturulmuş olabilir ama sahaya 11 kişi ile çıkıldığı zaman bu düşünceleri bir kenara bırakıp takımı desteklemek gerekir. Bizlere düşen görev tam olarak budur.

Urfaspor maçındaki galibiyetten sonra kazanma alışkanlığı ve güven açısından Sarıyer karşısında alınan galibiyet çok değerli olmuştur. Aslında Sarıyer maçı bu yukarda belirtiğimiz sorunların biraz olsun azaldığı bir haftada alındı. Demek ki taraftar, oyuncu, yönetim ve gönül veren herkes biraya gelince kaotik ortamlardan uzaklaşılabiliyor.

Bir başka Amedspor olmadığını yazımı okuyan herkese hatırlatmak isterken, kalan haftalarda Amedspor’a gönül veren her bireyin takımın yanında yer almasını, koşulsuz destek olmasını diliyorum..

 

Ferhat DEMİR

Loading spinner

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here