GALATASARAY YİNE TARAFTARIYLA

0
1182

Dün gece İtalyan hakem Rocchi‘nin maçı kesmediği, küçük sertliklere müsade ettiği, oyun akışına olumlu yönde katkıda bulunduğu, çok tempolu , hızlı ve kaliteli bir maç izledik. Bacak boyları Nagatomo uzunluğunda olan Lokomotiv’li futbolcuların, kırmızı kartlık bazı yüksek müdahalelerini sarı kartla geçiştirdiyse de, maçın sonucunu etkileyecek ciddi bir hata yaptığını söyleyemeyeceğimiz Sayın Rocchi’nin yardımıyla futbola doyduğumuz bir gece oldu.

Galatasaray’ın şanslı kura çektiği konusunda ve 1.torbadan Lokomotiv Moscova’nın gelmesinin mucize olmasında, bütün kamuoyu hemfikir olsa bile bu Rusya temsilcisinin 70M€‘luk kadrosuyla Galatasaray’dan daha değerli oyuncuları olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Dün Terim’in maç sonu her fırsatta söylediği “7 maçta 5 gol giyen bir takıma karşı 3 gol attık” söylemi, spontane söylenmiş bir söz değil. Bugün Corluka, Höwedes, Kvirkvelia gibi bir savunma bloğu, bizim ligimizde hiçbir takımda yok. Kalecileri Guilherme’yi de zaten Rusya Milli takımından hatırlıyorsunuzdur. Böyle kaliteli bir savunma hattına sahip ve en önemlisi takım savunmasını kusursuz yapan bir takıma 3 gol atmak, evet başarıdır..!

Fakat bu başarı; Lokomotiv’in son 30 dakikada gol atabilmek için savunmadan taviz verdiği dakikadan sonra Galatasaray’ın girdiği sayısız gol pozisyonunu saymazsak, topla oynama ve oyun insiyatifinin Lokomotiv’de olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Özellikle Fernandes ve Krychowiak ile oyuna inanılmaz hükmettiler. En az 50 dakika oynadıkları bu baskılı, hızlı, üretken ve kaliteli futbol sürecinde ise, Galatasaray çok şanslıydı. Bu gerçeği inkar edersek, Galatasaray’a zarar vermiş oluruz.

13M€ ile bu sezonki en pahallı ve spektaküler transferleri golcü Smolov‘un yokluğunda yakından tanıdığımız Farfan biraz daha şanslı ve dikkatli olsa skor çok daha farklı olabilirdi.

Dün gece Lokomotiv adına, seyircinin göz zevkine uymayan tek ayrıntı, Yuri Semin‘in muhtemelen karısının ördüğü, kendisine 2 beden büyük yün yeleğin üzerine giydiği, omuzları sarkmış ve kıyafeti ile uyumsuz lacivert ekose ceketiydi :)) Bu küçük ayrıntı dışında “Dün gece, Lokomotiv adına herşey çok kaliteliydi” diyebiliriz.

Gecenin kazananına gelirsek, görsel şovlar ve pozitif enerji ile herşeyin Galatasaray lehine kusursuz başladığı gece, yine güzel bitti. Donk ve Linnes hamleleri ile, yine taraftarı şaşırtan Terim, ilk 15 dakikada 44.059 taraftarının, inanılmaz desteği ile rakibi sahasına gömdü ve erken bulduğu golle oyunu rölantiye almaya çalıştı. Özellikle ilk defa Avrupa arenasına çıkan, heyecandan dizleri tutmayan Emre‘nin çok kötü savunması nedeniyle Galatasaray sağ tarafında Donk ve Linnes‘e zor anlar yaşattığının altını çizelim. Emre’yi oynatarak Avrupa arenasına ısındırmaya çalışan Terim, kazandığı için “doğru yaptı” diyebiliriz. N’Diaye‘nin savunmaya ve hücuma inanılmaz katkısı ve aldığı rekor ikili mücadele ve top kesme ile maçın uzak ara yıldızı yazmamıza ramak kala, gördüğü acemice ikinci sarı kart, ona yakışmadı. Dün N’Diaye yerine kim olursa olsun, maç böyle bitmezdi. Porto deplasmanında Galatasaray onu çok arayacak. Belhanda‘nın ne savunmada, ne de hücumda varlık gösterememesi nedeniyle değiştirilmesi normaldi. “büyük maçlarda kayboluyor” söylemini, her derbide ve Avrupa maçında haklı çıkarıyor maalesef. Fernando dün yine görev adamı olarak, ara sıra tandemde stoperlerin arasında, ara sıra takımla beraber çıkışlarıyla, oyunun yönüne göre sahanın her tarafında yaptığı baskıyla, takım savunmasının en önemli çarklarından biriydi. Maç sonu istatistikleri N’Diaye kadar rekor seviyede olmasa da, oyun zekası ve akıttığı 5 litre ter ile ön plana çıkarılması gereken bir isimdi. Garry geçen sene bıraktığı yerden devam ediyor. Geçen sene Galatasaray’ın Avrupa’da olmayışı, oyuncularına gelen teklifleri çok engellemişti. Dün NDiaye’den sonra takımın hem savunma hem de hücum anlamında en iyisi olan Garry attığı golle ve oynadığı futbolla, ilk maçtan, bütün kulüplerin dikkatini çekmiştir. Allah sakatlık vs vermezse, Garry’nin sezon sonu Galatasaray tarihinin rekor bedeliyle gideceği bence kesin. Tahminim en az 25-30M€. Zaten Linnes ve Donk’un tersine, Serdar ve Nagatomo‘nun sıfır hata ile oynamalarının en büyük nedeni, önlerindeki Garry ve Fernando’nun kusursuz takım savunmalarıydı.

Takım savunmasını bu kadar övdüğümüz Galatasaray’ın verdiği net pozisyonların izahı ise küçümsenen Lokomotiv kalitesi ile açıklanabilir.

Muslera dün kusursuzdu. Takıma da, tribünlere de, kenar yönetimine de, herkese güven veriyor, paniği, korkuyu engelliyor. Zaten bu nedenle aldığı paranın sorgulanmadığı bir futbolcu.

Galatasaray’ın transfer sezonunun bittiği 1 Ekim’den beri en çok irdelenen oyuncusu Eren ise, şaşılacak şekilde, hiç alışmadığımız bir tarzla, takım savunmasında çok etkiliydi. Morinho’nun, skor avantajını aldıktan sonra Drogba ve Eto gibi isimleri geriye gömmelerini hatırladık dün onu izlerken.  “savunma yapmaktan dolayı, hücumda etkisiz kaldı” dedirtecekti ki; yine kendisinden alıştığımız jeneriklik gollerden birine imza attı. Geldiğinden beri en çok efor sarfettiği ve savunma adına en faydalı olduğu maçı oynadı.

Terim’in 2.golden sonra elindeki tek merkez santraforu çıkarması ve Selçuk, Maicon, Henry hamleleriyle oyunu tutmaya çalışması beklenen ve doğru hamlelerdi. Gomis’in gol krallığı sevdasından sonra, dün geceki 3.goldeki penaltı atışında, Selçuk‘un soğukkanlı ve kaliteli vuruşu, taraftarın penaltılarda özlediği görüntülerdendi. Messi’nin bile özeleştirisini yaptığı penaltı atışı, futbolcunun golcülüğü ve kalitesinden bağımsız, tamamen apayrı bir vuruş yeteneğidir ve bu yetenek Selçuk’ta fazlasıyla var.

Galatasaray’ın futbolcu, taraftar ve kenar yönetiminin hakkını verdiğim, şanssız Lokomotiv Moskova’nın ise kadro değerini ve iyi oyununu ön plana çıkardığım yazımı, şöyle sonlandırayım;

Lokomotiv Moskova ve Galatasaray bu gruptan el ele çıkabilir, sıralamayı ise Rusya deplasmanındaki skor belirler..!

Fırat KASIMOĞLU

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here