İMPARATOR MU? KASPAROV MU? (PART-1)

0
1444

‘İmparator’ ünvanını henüz futbolculuk kariyerinde elde etmeyi başarmış bir futbol adamı. Yaşım, futbolculuk kariyerini 1985 yılında noktalamış birinin oyunculuğunu anlatmaya maalesef yetmiyor. Ancak; 11 sezonluk Galatasaray kariyerinde hiç lig şampiyonluğu yaşamamış olmasına rağmen, jübile maçına o günün şartlarında bile helikopterle indirilen ve göz yaşlarıyla uğurlanan birinin benden önceki nesilde bıraktığı izi tahmin etmek pek de zor değil açıkçası.

Tabi bu kadar muhteşem olacağını kimsenin hayal dahi edemediği geri dönüşüne, yani Galatasaray’daki ilk teknik adamlık deneyimine yetiştim bir çok insan gibi. Nitekim o 2000 yazında Fiorentina’nın yolunu tutarken, bu kez geride bıraktıkları futbolculuk kariyerinin ışık yılı kadar ilerisindeydi âdeta :

1 UEFA Kupası, 4 yıl üst üste Lig Şampiyonluğu, 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Türkiye Kupası, 3 TSYD Kupası, hatta tereddütsüz ona yazılması gereken 1 UEFA Süper Kupası. Tek kelimeyle muazzam …

İtalya’ da da iz bırakmayı başarmıştı. Önce Fiorentina ardından kısa da olsa Milan macerası, kariyeri için çok önemli adımlardı. Mor Menekşeler’i İtalya Kupası’nda finale taşıması ona dönemin en prestijli takımlarından birininin, AC Milan’ın kapılarını aralamıştı. Belki de uzun yıllar sürebilecek Milan kariyeri, iyi bir başlangıç yapmasına rağmen, dönemin futbol direktörü Galliani ile tartışmasından ötürü, bir anda bitiverdi. Yine de hâlâ iyi hatırlanır oralarda; özellikle Floransa’da bugün bile yapılan organizasyonların çoğundan davet almayı başarır.

Milan macerasının beklenmedik biçimde sonlanması halefi Lucescu’yu daha fazla etkiledi. Zira kabak onun başına patlamış oldu. Normalde camiamız Lucescu’nun oynattığı futboldan o dönem için pek hoşnut değildi. Yine de kısıtlı imkânlarla yakaladığı Şampiyonlar Ligi çeyrek finali ve elde edilen 15. şampiyonluk Lucescu’yu saygın bir karakter yapıyordu. Ancak dönemin başkan adayı, şimdiki efsane başkanımız merhum Özhan Canaydın, seçim süresince Fatih Terim’den ‘Gönüllerin Teknik Direktörü’ olarak bahsetmiş, kampanyasını onun üzerine kurmuştu. Seçildi, sözünü tuttu ve 3. yıldızı takan şampiyon hoca Lucescu’nun görevine son vererek Galatasaray’daki 2. Fatih Terim dönemini resmen başlattı.

2002-2003 sezonu başındaki 4 yıllık yeni mukavele ile istisnasız herkes yeniden seri şampiyonluk ve kupa havasına girmişti. Tâ ki sezon sonunda ipi Lucescu önderliğindeki Beşiktaş göğüsleyinceye kadar. Sonraki sezon da işler istenilen gibi gitmeyince Canaydın seçim vaadini görevden almak zorunda kaldı ve 2. Terim dönemini hayal kırıklığı olarak tescillemiş oldu.

Terim; sitemkâr biçimde ‘bir daha bu ceketi giymeyeceğim’ diye veda ederken, Ali Sami Yen tribünleri canın sağolsun temalı bestesini haykırıyordu :

“ Bir günde kral olmadık, bir günde tahtan inmeyiz.
İmparator Fatih Terim, ölene kadar seninleyiz. “

Sonrası çok daha taze anılar zaten. 3. dönem ile birlikte üst üste 2 şampiyonluk, Kadıköy-Erzurum-Kayseri hatıraları, Sami Yen’de Mourinho’yu ekstra stoper almaya zorladığımız Madrid maçı … vs

Özetle; 2012-2013 sezonu sonuna kadar olan bu bölüm, işin hem romantik hem de büyüleyici olan ‘İmparator’ kısmı. Futbolculuğuyla hak ettiğine dair sadece tahmin yürütebildiğim ama teknik adamlık kariyeri ile bu ünvanı perçinlediğine şahit olduğum Adana’lı. Yoruma açık olmayacak şekilde tüm zamanların en başarılı Türk teknik direktörü. Kaldı ki bu istatistikler muhtemelen nesiller boyu geçilemeyecek.

Bitti mi peki hikâye ?
Tabii ki hayır !

Madalyonun öteki yüzünü de yarın paylaşalım holiganSPOR’da …

Loading spinner

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here