PLANSARAY

0
779

2017-2018 sezonu Galatasaray için oldukça iyi başladı. Hatta dördüncü yıldızı taktıktan sonraki hayal kırıklıklarını düşününce mükemmel başladı demek lazım. Hâliyle de camiada keyifler yerinde, yüzler gülüyor, taraftar maçları sabırsızlıkla bekliyor, Türk Telekom Stadyum’u kapalı gişe, deplasman biletleri karaborsa …

Sezona giriş performasından doğal olarak herkes çok memnun. Buna rağmen ipi göğüsleyemeyeceğine dâir farklı görüşler de var. Fakat her iki görüşü savunan Galatasaray’lıların da sonuçlardan bağımsız hemfikir olduğu önemli bir faktör var; sezon başı yapılan doğru planlama …

Aslında Beşiktaş ve Başakşehir futbol takımlarının son yıllarda yakaladıkları çıkış buna harika iki örnek. Bu iki kulübün organizasyonuna bakarsanız başarılı olmak için iyi bir planlamanın harcanan paradan çok daha önemli olduğunu görebiliyorsunuz. Ancak buna rağmen Galatasaray Yönetimi bu realiteyi tesadüfen idrâk etti maalesef. Çünkü Sn. Dursun Özbek normalde ‘Türk tipi’ bir başkan ve buna paralel olarak başkanlık serüvenine Mehmet Özbek & Levent Nazifoğlu ikilisini yetkilendirerek başladı. Ama tüm kredisini tüketip çaresiz kalınca kadro planlamasını ve transferi mecburen profesyonellere teslim etmek zorunda kaldı : Sportif Direktör Cenk Ergün, Teknik Direktör Igor Tudor ve Scout Ekibi Lideri Emre Utkucan.

Bu üçlü yeniden yapılanma sürecinde ve planlamada nelere dikkat etmiş olabilir :

Liyâkat ve yeterlilik. Kariyerlerinde en az Galatasaray kadar önemli takımlar olan, yüksek bonservis bedelleri görmüş, önemli liglerde oynamış, kapasitesini ispatlamış oyunculara yönelim gibi.

Profesyonellik anlayışları ve iş ahlakları. Çalışma temposundan ve idmanlardan şikâyetçi olmayan, ekstra çalışmalardan kaçınmayan, azimli, hırslı ve istekli oyunculara yönelim gibi.

Aile yapıları ve yaşam tarzları. Evli ve çocuklu, aile yapısını önemseyen, gece hayatından uzak oyunculara yönelim gibi. Örneğin milli arada Maicon’ un eşi ve 2 çocuğuyla birlikte yüzlerce alternatif arasından tatil için Kapadokya’ yı tercih etmesi, Fernando’nun sadece eşi ve 3 çocuğuyla dışarı yemeğe çıkması vs gibi.

İletişim becerileri ve dil problemi. Savunmayı ve hücumu iki ayrı düzlemde düşünmek gibi. Örneğin savunma hattının en önemli unsurları Muslera, Mariano, Maicon ve Fernando Portekizce, hücum hattını oluşturan N’diaye, Belhanda, Feghouli ve Gomis’ in Fransızca konuşması gibi.

Yaşları ve mâliyetleri. Bu madde öncelik olmamasına rağmen yaşlar anlaşılabilir düzeyde. Zaten hem takıma hızlıca adapte olsun hem de bir an önce başarı gelsin istiyorsanız futbol kariyerinin olgun dönemindeki oyunculara yönelmek zorundasınız. Ama sözleşmelere gelince, istenilse de bundan daha yüksek olamazdı. Yine de CL faktörünün olmaması, ligimizin algısı, kadrodaki mevcut kontratlar, şampiyonluk yarışından uzaklaşmış olmak gibi durumlar düşünülünce bu konuda da pek pazarlık şansımızın olmadığı gerçeği, teselli unsuru olmalı. Dolayısıyla bunu da değişimin bedeli olarak kabullenmek zorundayız.

 

‘Terzi işi’ planlama sonrasında, 11. hafta itibari ile cepte somut olarak neler var ?

Ligin lideri (26 puan)
En çok galip gelen takım (8),
En az mağlup olan takım (1),
En fazla gol atan takım (26),
En az gol yiyen takım (9),
En iyi averaja sahip takım (17), ilk beşteki diğer dört takımın averajları toplamı (18).

Bu şekilde devam eder ve 2017-2018 sezonu rüyâ sezonlardan biri olabilir mi ?

Olabilir, neden olmasın ? Yukarıdaki rakamlara bakılırsa an itibari ile bu senaryoya dâir güzel işaretler çoğunlukta zaten. Özellikle devre arası transfer döneminde yapılacak transferler bu konuda belirleyici olacak en önemli unsur.

Peki etkileyici başlangıca rağmen sezon sonunda üçüncü olmak gibi bir hayal kırıklığı yaşanır mı ?

Sıralamada ikincilikten daha kötü bir performansı çok olası görmüyorum açıkçası. Ancak kadro darlığının Galatasaray açısından büyük bir dezavantaj olduğu gerçeği var. Yarışın kızıştığı kritik dönemlerde iskeleti oluşturan Mariano, Maicon, Fernando, N’diaye, Belhanda, Gomis vb gibi oyunculardan, çeşitli nedenlerle (sakatlık, ceza, formsuzluk gibi) faydalanamamak tehlikeli olur. İşte tam da bu yüzden ara transfer döneminde yapılacak takviyeler çok önemli.

Son olarak Igor Tudor; ‘Derbi kazanamıyor, çünkü küçük maçların büyük hocası.’ eleştirilerinin haklılık payı var mı, yoksa Tudor başarılı mı ?

Evvela şu gerçekle yüzleşmek lazım; Igor Tudor henüz 39 yaşında, çok genç bir teknik adam. Aynı zamanda bundan önceki kariyerinde Hajduk Split, Paok ve Karabükspor gibi vasat takımlar var. Yani tecrübesiz ve hata yapmaya doğal olarak açık. Dolayısıyla şampiyonluk yolunda ipi göğüslemeyi başarsa bile bu seviye için stajyer sayılacak birisi. Hamza Hamzaoğlu ve Ertuğrul Sağlam gibi teknik adamlar bu durumu açıklayabilecek örnekler.

Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarındaki puan kayıplarında aslan payını ben de bizzat Tudor’a yazanlardanım. Ama bu iki maçtan önce hedef takım hâline geldiğimizi, siyasilerin bile durmadan bizden bahsettiğini, hakem faktörünü, hem Fenerbahçe hem de Trabzonspor’ un bize karşı olmak ya da olmamak maçına çıktıklarını da atlamayalım. Hatırlayın, Bruma’ nın kafasından seken şans topu olmasa Şenol Hoca geçen yılı derbi galibiyeti olmadan bitirebilirdi.

Büyük takım hocası olmak ayrı bir yetkinlik gerektirir, buna kesinlikle katılırım. Ancak ‘küçük maçların büyük hocası’ kavramı mantıkla çelişir. Çünkü büyük takımların küçük maçları olmaz. Kendileri için sıradan olsa da rakipler için daima önemsenen, özel hazırlanılan, vitrin kabul edilir maçlar. Örneğin Bursa ve Konya deplasman galibiyetleri sıradan mıdır ? Ya da Başakşehir ve Beşiktaş’ tan 6 puan alan Gençlerbirliği’ ne 5 gol atıp bir o kadar kaçırmak önemsiz mi sayılmalı ?

Igor Tudor teknik adam olarak bu seviyelerde kalmaya devam eder mi bilemem. Kariyerinin nasıl seyredeceğini zaman gösterecek. Ancak baskıdan etkilenmeyen net duruşu, hırslı yapısı, dinamizmi ve yeniliğe açık tarafını ciddi olarak yatırıma değer buluyor ve naçizane destekliyorum.

Sonuç olarak kim olduğundan bağımsız olarak bu özelliklere sahip bir teknik adam, bu bakış açısına sahip bir sportif direktör, daha da önemlisi bu model her durumda desteklenmeye devam edilmeli ve sahip çıkılmalı. Eğer sabır gösterilirse başarı kaçınılmaz olarak gelecektir.

 

Sevgiler,

Utku Şen
Executive Product Specialist
Oncology
MSD Türkiye

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here