TUZLASPOR-GALATASARAY

0
331

17.12.2019 akşamı, 0-2’lik ilk maçın kritik rövanşına çıktı Galatasaray. Zor geçmesi beklenen maça, turu atlayabilmek için ideal kadrosuyla çıktı Süperlig temsilcisi. Beklenildiğinin aksine, maçın başında skor avantajını kapıp, kolay bir galibiyetle turu atlamasını da bildiler. Zaten 2 takımın kadro değeri arasındaki fark, tartışılmaz. Galatasaray’ın alt liglerdeki takımlarımıza elenmesi de pek alışıldık bir durum değil zaten. Elenmeleri sürpriz olurdu, elemeleri normal. Buraya kadar herşey normal.

Fakat maç sonrası anormal şeyler yaşandı.

-Maç sonrası tünel önünde 2 takım mensupları arasında arbede yaşandı. Bu da çok alışık olmadığımız bir durum değil. Maalesef, üzülerek te olsa “ülkemizde sıkça yaşanan ve normal sayılan hadiseler” olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.

Anormal olan; Tuzlasporlu yöneticilerin, taraftarları da saha içerisine çağırmalarıydı. Görünce nutkum tutuldu. Taraftarla bir olunur mu? Profesyonel yöneticiye yakışır mı? Maçlarda her bağıran taraftarı sahaya çağırsanız, Türkiye’de hiçbir maç oynanamaz. Dün taraftarlar onlara uyup sahaya inselerdi, istenmeyen kayıplar yaşansaydı, bunun hesabını Tuzlaspor yönetimi kime ve nasıl vereceklerdi? Yöneticilerin taraftarları kışkırtmalarına, onlarla bir olmalarına anlam veremedim.

-Ama o esnada Tuzlasporlu yöneticiler, daha kötü, daha günah, daha ayıp bir skandala daha imza attılar ve 25 Kasım Kadına Şidete Karşı Uluslararası Mücadele Günü‘nden sadece 3 hafta sonra Tuzlasporlu yöneticiler, Galatasaray basın danışmanı Sayın Hande Sümertaş’ı darp ettiler. Kamera görüntülerinde açıkça görülüyor. Ben izlerken utandım, öfkelendim. Amaçları neydi? Ne bekliyorlardı? Nasıl bir umudun hayal kırıklığını yaşadılar? Anlamlandıramadım.

-Hocaları Sayın Gürses Kılıç’ın maç sonu röportajı ise yine konuşulmaya değerdi. Sanki Galatasaray ideal kadrosuyla çıkmakla suç işlemiş, sanki Galatasaray Tuzlaspor’u elemekle ayıp etmiş tarzda açıklamalarını hayretler içerisinde dinledim. Özellikle yüzünde tebessüm ile Galatasaray’ın Avrupa’dan elenişi ile dalga geçilmesini, yine bu ülkenin lisansı ile çalışan bir hocanın ağzından canlı canlı ilk defa şahit olduk.

-Oyuncuları Gökhan Çıra ise yine sıra dışı bir karakter. Eşcinsel ilişkisi ile gündeme geldi, yeterince ünlü olamadı. Eşcinsel ilişkisi defalarca ifşa etti, yine gündem olamadı. Çünkü eşcinsellik normal bir yönelim ve tercih. Ne ilk ne de son eşcinsel olacak Sayın Çıra. Bu şekilde şöhreti yakalayamaz. Dün akşam da popüler olabilmek adına çareyi Muslera’ya çamur atmakta buldu. Bu arkadaşımızı yakında Acun Ilıcalı’nın Survivor tarzı organizasyonlarından birinde izlersek, şaşırmayalım. Kupa maçları 3-5 değil, onlarca kamera tarafından çekiliyor. Varsa bir küfür yada darp kaydı çıkar. Ama Galatasaray karşıtlığıyla nam salmış Sayın Emre Bol bile, bu konuda Muslera’ya kefil olabiliyorsa, Tuzlaspor yönetimi ve TFF bu oyuncuları hakkında nasıl bir tasarrufa gidecekler? Merakla bekliyoruz.

-Sayın Gökhan Çıra’nın iftiraları Muslera ile de sınırlı kalmadı. Kafasındaki şişi göstererek Galatasaraylı kel bir yardımcı tarafından darp edildiğini söyledi. Lakin yayıncı kuruluşun, maçın 51.dakikasında, Tuzlaspor yedek kulübesini çektiği görüntüde, Gökhanın alnının zaten şiş olduğu açıkça görülüyor. Kamera görüntülerin tamamında da, güvenlik güçlerinin kalkanı dışında bir darp görünmüyor Gökhan’a.

-Bununla da hızını alamayan Gökhan’ın sıradaki hedefinde Sayın Fatih Terim vardı. Onun için de “eşkiya”, “mafya”, “kabadayı” vb sıfatlar kullanmaktan çekinmiyor ve açıkça adresini ve yerini belirterek tehdit ediyor. Sayın Terim’in maç sonundaki röportajında gergin olmadığı, bu açıklamaları dikkate almadığı, rahatlığından ve sakinliğinden belliydi zaten.

Sosyal medyadan, soyunma odasından, otobüsün önünden vs defalarca röportaj veren Gökhan; Galatasaraylı oyuncuya salladı, olmadı. Teknik direktöre salladı, yine olmadı. Teknik Direktör yardımcısına salladı, yine olmadı. Birşeyler yapması lazım. Ne yapacak? Bu sefer de Galatasaray alt yapısı için; “orada neler yaşadığımı ben bilirim” diyerek, üstü kapalı, gizemli cümleler kurdu. Eşcinsel olduğunu her platformda söylemekten çekinmeyen Sayın Çıra, ergen yaştaki gençlerin içerisinde neler yaşamış olabilir? Tahmin bile etmek istemiyorum. Lakin şunu söylemekte yarar görüyorum;

sadece birkaç dakika içerisinde rakip takımın her kademesine açık açık iftirada bulunduğu ortaya çıkan Sayın Çıra için, TFF, yalan beyanda bulunmak, ifira atmak, saldırmak, taraftarı kışkırtmak vs suçlarından dolayı, nasıl bir ceza ile cezalandıracak, merakla bekliyorum.

-Tuzlaspor başkanı Sayın Fevzi İlhanlı’nın sahibi olduğu takımlardan Diyarbekirsporlu futbolcular için de, profesyonel yaşantıya sığmayan dedikodular duyuyoruz. Ben artık asıl sorumluyu kulüp yönetimlerinde buluyorum;

Futbolcu seçiminde de, kadro topluluğunu yönetmekte de çok başarısızlar. Sahibi olduğu takımların, oynadıkları aynı ligteki rakiplerden misli misli fazla bütçeye sahip olup ta, hala şampiyonluk yaşayamamaları, başka türlü açıklanamaz..!

Fırat Kasımoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here